54- Ve o zaman Musa kavmine: ‘Ey kavmim! Siz buzağıya tapmakla kendinize zulmettiniz. Yaradanınıza tevbe edin de nefislerinizi (kötü huylarınızı) öldürün. İşte bu, yaradanınız katında sizin için daha hayırlıdır’ demişti de Allah (cc) tevbenizi kabul etmişti. Çünkü o tevbeleri en çok kabul eden, esirgeyendir.
Hz. Musa çok üzülüp gadaplandığı halde kavmine şefkatle yaklaşıp tevbekar olmalarını sağladı. Öncelikle buzağıya tapmakla kendilerine haksızlık ettiklerini söyleyerek onlara benlik ve menfaatçilik damarlarından girdi. Ve çözüm üretti, yol gösterdi: ‘Yaratıcınıza tevbe edin.’ (İdmaç sanatı) Nefsinizi öldürün.
Sizi kimin yarattığını düşünün. Şu elinizle yaptığınız zavallı heykele tapmakla ne kadar aptalca bir iş yaptığınızı anlayın. Bu yanlış iş ve inançtan dönün, vazgeçin. Merhamet, kudret, azamet sahibi Rabbinize yönelin. Nefsinizi dize getirin, ıslah edin, öldürün.
Bu; Bâri olan Rabbiniz nezdinde en hayırlı olandır. Rabbiniz tevbenizi kabul edecektir. Çünkü O tevbeleri kabul buyuran rahmet sahibidir.
Görüldüğü gibi âyette Bâri ism-i celili iki kere geçiyor.
Bâri; her şeyin vücudunu birbirine münasip hayat cihazları, unsurları itibarı ile uygun olduğu gibi her şeyin hizmetini ve faydasını umumi ahenge uygun kılan yaratıcı manasındadır.
Bârî, yaratırken ayıpsız ve noksansız yaratan demektir, ki, ‘hâlîk’dan daha özeldir. İlk yaratılışı hatırlatır.
Bütün her şey birbirine mülayim ve birbirine lazım olarak yaratılmış. Bütün alemler sanki bir makine gibi her şey bir şey için, bir şey her şey içindir.
Bâri kelimesinin diğer bir manası da ‘hoşlanılmayan şeye yakın olmamak’ olduğundan, işari olarak; bu çirkin davranışınızdan uzaklaşın, anlamını taşır.
Nasıl olur da herşeyin vücudunu mütenasip, azalarını, hayat cihazlarını, asli unsurlarını nicelik ve nitelik bakımından birbirine uyumlu yaratan Bârii’nize bir buzağı heykelini eş koşuyor, O’nu bırakıp buzağıya tapıyorsunuz?
Söyleyin bakalım Samiri’nin sizin ziynetlerinizi toplayarak yaptığı heykelde, bırakın ilâhlığı bir mahluk özelliği var mı?
Normal buzağılarla karşılaştırın. Hareketi, hissi, büyümesi, tüyleri, ebeveyni, yemesi, koşması, bakması, sempatisi, sevimliliği var mı? Daha mahluk olma niteliğinden uzak bir heykeli nasıl olur da ilâh edinirsiniz?
Hz. Musa Tur dönüşü bu olaydan son derece üzgün ve gadaplı olmasına rağmen kavminin helâk olmasından korkarak onlara mülayim davranıp ikna etme yoluna girdi. Onların yerine vekil bıraktığı Harun’a kızdı. Başını sakalını çekiştirdi.
Samiri’yi, kavmini ayrı ayrı dinledi. Onları bu yanlıştan vazgeçirip yeniden iman etmelerini sağladı ve tevbeye davet etti. Son derece nezaket ve şefkatle onları azarlamadan sevgi dolu ifadelerle ‘Ey benim kavmim. Siz buzağıyı ilâh edinmekle kendinize haksızlık ettiniz’ dedi.
Haydi şimdi sizi eşsiz, benzersiz yaratan, yaşatan Rabbinize dönün, nefsinizi öldürün. Bu, yaratıcınız nezdinde sizin için en hayırlı olandır. O size çok merhametli ve tövbeleri kabul edendir. O sizin tevbenizi de kabul eder.
Hz. Musa ve peygamberlerin hepsi ilâhi terbiyeden geçmiş şehir efendileri, zarif, kibar, samimi, fasih, diksiyon dersini bizzat Allah’tan almış harika insanlardır. Kıyâmete kadar örnek, müminlerin dillerinde yad, gönüllerinde tad, yollarında sirac olarak kalacak, ölümsüzlüklerini sürdüreceklerdir.
Tevbe günah kirinin bir temizlik kurnası
O çeşmeye gel de sil, gönül aynandan pası. M. Necâti Bursalı
Tevbe, yapılan günahların çirkinliğini gördükten sonra, dinde övülen bir hususa rücu etmektir. İstiğfar ise, mağfiret talep etmektir. İstiğfar, tevbeden sonra yapılırsa kabule şayan olur.
İçerisinde istiğfar bulunan bütün duâlara da istiğfar duâsı denmiştir.
İstiğfar, insanın bir kul olarak kendinin, Allah’ın büyüklüğü karşısındaki aczini ve kusurunu bilmesi, Allah’ın her şeye sahip olduğunu anlaması demektir.
✧ Tevbesiz gelen ömür baştan sona can çekişmektedir.
✧ Tevbenin başlangıcı üç şeyi hatırlamaktır:
1. Günahların sonunun çirkinliği
2. Allah’ın azabı ve gücenikliği
3. Zayıflığı ve imkansızlığı
✧ Hata etmek bir şey değil, hata ettiğini unutmak kötüdür.
✧ Bir kimse, kusur, günah işlediği zaman utanmıyorsa, yaşlandığı zaman pişmanlık duyup kötü işlerinden vazgeçmezse ve tenhâ bir yerde olduğu zaman Allâhu Teâlâ’dan korkmazsa, onda hayır yoktur. Câfer-i Sâdık
✧ İyi ahlâklı bir günahkâr ile arkadaşlık, kötü huylu bir âbidle sohbetten benim için daha hayırlıdır. Cüneyd-i Bağdâdî
✧ Tevbekârlarla arkadaş olun. Zîrâ onların kalpleri daha incedir.
✧ Affa, mağfirete, müsamahaya kavuşurum diye günahlardan tevbe etmeyi terk etmek o günahı işlemekten daha beterdir. Tevbe ve pişmanlıkta Allah (c.c.)’ın hoşnutluğu vardır. Ebu Ali Rodbari
❊ ‘ فَاقْتُلُوا اَنْفُسَكُمْ ’ kavlinde mecaz-ı mürsel tevil alakası ile yani ‘ اُقْتُلُوا اَسْلَمُوهَا ’ manasında. Denildi ki nefsinizi öldürmekten maksat, zelil etmek, nefsini gemlemektir.
❊ ‘ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ’ kavlinde mütekellimden gaibe iltifat vardır.