227- Dönmeyip boşanmaya karar verirlerse (boşanma kesinleşir), Allah işiten ve bilendir.
Azm, kalbin bir şeye karar vermesidir.
اَلْعَزِيمَةُ Bir nesneyi işlemeye kat’î rabt-ı kalble kasd ve teveccüh kılmak manasınadır, alâ-kavlin bir işte cidd ve sa’y ve ihtimam eylemek manasınadır. عَلَى lafzıyla ant vermek manasına müstameldir. Kamus-u Muhit Tercümesi
‘الطَّلاَقَ / Talak’ kelimesinin asıl manası ‘gitmek’ manasındaki اِنْطِلَاقْ masdarındandır; kadının gitmesidir. Şeriatta talak, helâl olan şekilde nikâh akdinin çözülmesidir.
Talâk’ın rüknü; kocasının karısına hitaben ‘Sen boşsun’ demesi, buna benzer bir söz söylemesidir. İslâm dini; (istisnai haller hariç) boşamada erkeğin irâdesinin esas olduğunu beyan etmiştir.
İmâm-ı Merginani; ‘Talâk’ın mübah kılınmasının sebebi, musibetten kurtulmaya ihtiyaç olduğu içindir’ hükmünü zikreder. Esasen nikâh sebebiyle ortaya çıkan dünyevi ve uhrevi maslahatlar ortadan kalkar, kadın ve erkeğin bir arada yaşaması imkânsız hale gelirse, boşama vâcib olur. Eşlerin birbirlerine karşı şiddetli kin ve buğzu gibi.
Meşru bir sebeb yokken boşamak mekruhtur. Ayrıca kadının, meşru sebeb yokken boşanmayı arzu etmesi de caiz değildir. Nitekim Resûl-i Ekrem: ‘Kocasından bir zaruret olmadan boşanmayı isteyen kadına cennet kokusu haram olur’ buyurmuştur.
Şer’i herhangi bir özür mevcut değilken, sırf nefsani arzuları dikkate alarak boşamak ‘nikâhın’ hafife alınmasına sebeb olur. Resûl-i Ekrem (sav)’in: ‘Allahu Teâlâ indinde, helâlin en sevimsizi talâktır’ buyurduğu bilinmektedir.
Talâkla ilgili ilim, nikâh akdi yapan erkeklere farz-ı ayn’dır.
İmanı gideren her şey dini nikahı da ortadan kaldırır. Kanunen her ne kadar nikah kaydı kalkmazsa da dinen kalkar, iman gider. İster kadın ister erkek nikahları kalmaz. Onun için gerek erkek, gerek kadının küfrü icab eden şeyleri iyi bilmeleri lazımdır.
İslâm Hukukuna göre boşanma sebepleri:
˗ Eşlerden birinin vefatı.
˗ Eşlerden birinin seferde, esarette kaybolması veya hapsedilmesi.
˗ Eşlerden birinin diğerini nefret ve ahlâksızlık dolayısıyla boşaması.
˗ Kocanın karısına bakmaktan kaçması veya bakmaya aciz olması.
˗ Ağır hastalık veya delilik.
˗ Eşlerden birinin masiyet ve şehvet hislerine uymak suretiyle âilevi durumun kötüleşmesi.
˗ Kocanın iktidarsızlığı ve hâkim tarafından verilen müddet içinde iktidarsızlığın devam etmesi.
˗ Kısırlık.
˗ Geçimsizlik.
˗ Kocanın karısına (veya kadının kocasına) yaptığı fena muâmele.
˗ Eşlerden birinin diğerinde evliliğin devamına mâni kusur bulması.
˗ Evliliği hükümsüzleştiren bir mâninin çıkması. İrtidat gibi. ˗ Kadının zina yapması.
˗ Allah’ın kesin emirlerini, bütün ikaz ve öğütlere rağmen terk etmekte inat etmek...Bu şartların dışında keyfi olarak boşanmak haramdır.
Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi.
Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi.
Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu.
Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar.
Erkek, ‘Aklıma bir fikir geldi’ dedi. ‘Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım.’
Bu ilginç fikir hanımının da hoşuna gitti. Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler. Aradan bir ay geçti. Bir gece bahçede karşılaştılar. Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardı.